Dil Okulu Diye Gidilen Yerler Neden Dil Öğretmiyor?
“Dil okuluna gidecek.” Bu cümle söylendiğinde çoğu aile rahatlar. İngilizce gelişecek, özgüveni artacak, yurt dışını görmüş olacak. Ama çoğu zaman olan şu değildir.
Birçok öğrenci “dil okulu” diye gönderilir, ama günün büyük kısmı dersten çok yolda, sınıftan çok otobüste, İngilizce’den çok fotoğraf karesinde geçer.
Şehir şehir dolaşılır. Müzeler gezilir. Landmark’lar görülür. Ama dil… arka planda kalır.
Bu Deneyim Kötü mü?
Hayır. Ama adı doğru değil.
Bu bir ülke gezisi, bir gençlik turu, bir kültürel deneyim olabilir. Ama dil eğitimi değildir.
Dil Nasıl Öğrenilir?
Dil öğrenmek, insanı konfor alanının dışına iter. Yanlış yapmaya zorlar. Yalnız bırakır. Tekrar ettirir.
Tatil ise tam tersini yapar. Rahatlatır. Kalabalık tutar. Tanıdık dili korur. İkisi aynı anda çok zor yürür.
Dil Okullarında Sık Görülen Durum
Bazı programlarda öğrenciler kendi ana dillerini konuşan gruplarla gezer. Akşam yemeğini birlikte yer. Günü birlikte kapatır.
Dil sınıfta kalır. Hayat ana dilde akar.
Bu öğrencinin suçu değildir. Bu, programın doğasıdır.
Sorun Nerede Başlar?
Sorun şurada başlar: Bu deneyim “dil eğitimi” diye satıldığında.
Aile bekler. Öğrenci bekler. Ama sonuç, beklentinin altında kalır.
Sonra şu cümle gelir: “Gitti ama dili pek ilerlemedi.”
Aslında ilerlemediği için değil, ilerlemesi hedeflenmediği için.
Dil Eğitimi Ne Gerektirir?
Dil eğitimi gezmekle değil, kalmakla olur. Aynı yerde, aynı insanlarla, aynı dilin içinde.
Bu olmadığı zaman ortaya çıkan şey güzel bir anı olur. Ama akademik bir kazanım olmaz.
Doğru Karar Nedir?
Burada durmak gerekiyor. Çünkü herkesin ihtiyacı aynı değil.
Bazı öğrencilerin gerçekten dile, bazılarının ise dünyayı görmeye ihtiyacı var.
Sorun tercih yapmak değil. Sorun, neyi seçtiğini bilmemek.

